SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KAVRAMI AÇISINDAN YEREL HALKIN TURİZME YAKLAŞIMININ ANALİZİ: TARAKLI, GÖYNÜK VE MUDURNU’DA BİR ANKET ÇALIŞMASI

ANALYSIS OF RESIDENT ATTITUDES TOWARDS TOURISM IN THE CONTEXT OF SUSTAINABILITY CONCEPT: A FIELD SURVEY IN TARAKLI, GOYNUK AND MUDURNU

 

Osman Cenk DEMİROĞLU

Yüksek Lisans Öğrencisi

Turizm İşletmeciliği Ana Bilim Dalı

Sosyal Bilimler Enstitüsü

İstanbul Üniversitesi

www.tourismology.org

Mehmet Tevfik İZGİ

Öğretim Görevlisi

Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı

Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu

İstanbul Üniversitesi

www.turizmolog.com

ÖZ         

Bu bildirinin amacı; sürdürülebilir turizm planlamasının, yaşam eğrisinin doğuş aşamasında bulunan destinasyonlardaki yerel halklar için önlem ve destek içeren ilkelerini vurgulamak ve bu bağlamda; araştırmacıların, 2005 senesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği İpek Yolu Çalıştayı’na katkı sağlamak için gerçekleştirdiği saha çalışmasında elde edilen bulguları irdelemektir. Tarihi İpek Yolu’nun Sapanca – Ayaş Koridoru’nda kalan Taraklı, Göynük ve Mudurnu destinasyonları ölçeğinde gerçekleştirilen anketler, bu yörelerdeki halkın demografik özellikleri, turizmin etkileri hakkındaki bilgi seviyeleri, ziyaretçilere yönelik yaklaşımları, turizmin geliştirilmesine katılım isteklilikleri ve İpek Yolu Projesi hakkındaki düşüncelerini ortaya çıkarmayı hedefleyen 43 kapalı uçlu sorudan oluşmaktadır. Üç yöredeki toplam 15.000 kişilik popülasyondan 150 örnek, cinsiyet ve ikametgahlarına göre tabakalandırılmış ve rassal olarak seçilmiştir. Ortalamaları ve nominal frekans dağılımlarına göre değerlendirilen bulgular, yerel halkın turist akışını destekleyeceğini ancak turizmin olumsuz etkilerinden haberdar olmadığını açıkça göstermiştir. Doxey’nin Irridex Modeli ile doğrusal olan bu sonuç, doğuş aşamasındaki destinasyonlarda yaşayan halkların gösterdiği hoşnutluk eğiliminin tipik bir örneğidir. Sonuç olarak; bölgesel turizm gelişimini planlayan ve uygulayan yetkililerin, turizmin olumsuz etkilerine hazırlıksız olduğu gözlemlenen halkın ihtiyaçlarını da dikkate alarak hareket etmesi önerilmiş ve bu öneri ışığındaki bir takım stratejilere yer verilmiştir.

Anahtar Sözcükler: Sürdürülebilir Turizm, Turist – Yerel Halk Etkileşimi, Irridex Modeli, Taraklı, Göynük, Mudurnu

ABSTRACT

The purpose of this study is to emphasize those aspects of sustainable tourism development principles that are proactive and caring for the residents of the touristic destinations which are at the birth stage of their life cycle. In the light of these parameters; efforts were focused on explication of the findings of a field survey, administered by the researchers in 2005 for contribution to the Silk Road Workshop held by the Turkish Ministry of Culture and Tourism. The survey aimed to find out the attitudes of residents of the scoped Silk Road destinations; Tarakli, Goynuk and Mudurnu in particular, through administration of questionnaires. The questionnaires consisted of 43 close-ended questions seeking to discover the subjects’ demographics, levels of knowledge about the effects of tourism, attitudes towards visitors, will to participate in tourism development, and awareness of the Silk Road Project. 150 subjects were randomly selected from a total population of 15,000 through stratified sampling in terms of gender and residency. Questionnaire findings, evaluated in SPSS by their nominal frequency distributions and means, clearly showed that the residents were highly in favor of touristic inflows, but yet unaware of the negative impacts of tourism. This unsurprising conclusion is in line with “Doxey’s Irridex Model” as it indicates the typical example of a euphoric public at a destination of birth stage. Therefore; it was suggested that those in charge of the planning and the implementation of regional tourism development should as well consider the needs of the public, whose capability to resolve problems arising from negative impacts of tourism is insufficient.

Keywords: Sustainable Tourism, Visitor-Resident Interaction, Irridex Model, Tarakli, Goynuk, Mudurnu

 

GİRİŞ

Turizm, yıllık bir milyar uluslararası seyahate ve bir trilyon Dolar küresel gelire yaklaşan göstergeleriyle, yakın gelecekte dünyanın en büyük endüstrisi olmaya aday konumdadır. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemden günümüze dek uzanan bu hızlı büyüme, beraberinde yeni kavramları gündeme getirmektedir. Akademik, siyasi, profesyonel ve sivil çevreler, geleceğe yönelik plan ve stratejiler oluştururken, bu kavramları daha geniş açılardan dikkate almaktadırlar. Sürdürülebilir kalkınmanın bir yönü olarak ortaya atılan sürdürülebilir turizm de, üzerinde hassasiyetle durulan bu kavramların başında gelmektedir. 21. yüzyılın getirdiği küresel bilinç, en kısa zamanda en fazla büyümeye ulaşmaktan ziyade, büyümenin sosyal ve çevresel maliyetlerini en aza indirgeyerek uzun vadeye yayılması ve böylece gelecek kuşaklara da aktarılmasına odaklanmaktadır.

 

1. SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM

 

Sürdürülebilir turizmin kavramsal tanımı ve içerdiği ilkelerin neler olduğuna değinilmeden önce, bu kavramın yükselen bir değer olmasına sebep olan ve turizm faaliyetlerinin yoğunlaşmasından kaynaklanan bir takım çevresel etkilerin incelenmesinde fayda vardır.

 

1.1.  Turizmin Doğal ve Sosyo-Kültürel Çevre Üzerindeki Etkileri

 

Turizmin, refah ve istihdamı artıran, toplumlar arası kaynaşmayı ve tarihi-kültürel mirasın korunmasını sağlayan ekonomik ve sosyal faydalarının yanında, günümüzde artık çok boyutlu olarak tartışılan, bazı olumsuz etkileri de bulunabilmektedir. Holloway’in “The Business of Tourism” adlı eserinde “turizm endüstrisinin karanlık yüzü” olarak ifade ettiği bu etkileri (1994: 251-267) aşağıdaki kategorilerde değerlendirmek mümkündür:

  

Tablo 1: Turizmin Olumsuz Etkileri

Doğal Çevre

Sosyo-kültürel Çevre

Kirlilik

Adi Suçlar, Fuhuş

Kalabalıklaşma

(psikolojik, fiziksel)

Alkol ve Uyuşturucu Kullanımı

Bölgesel Enflasyon

Erozyon

Manevi Yozlaşma

 

Aşağıda detaylı olarak ele alınacak bu etkiler, doğal ve sosyokültürel çevreye yönelik olumsuzluklar olarak gözükse de, nihayetinde ekonomik çevreye de zarar verecektir. Zira bir yörenin bulunduğu doğal ve sosyokültürel çevreye dahil her türlü zenginlik, onu turistik bir destinasyona çevirebilme potansiyelini teşkil eden öz kaynaklarıdır (İstanbullu, 1991: 6). Dolayısıyla, bu kaynakların plansız ve kontrolsüz bir şekilde turizme açılarak zarar görmesi halinde, yörenin çekim gücü geri dönülemez bir şekilde azalabilir (Holloway, 1994: 251) ve ekonomik sarsıntıya sebep olarak başta yerel halkı mağdur edebilir.

 

1.1.1.      Turizmin Doğal Çevre Üzerindeki Etkileri

 

Turizmin doğal çevre üzerindeki olumsuz etkileri; kirlilik, kalabalıklaşma ve erozyondur. Bunlardan ilki olan kirlilik değişik biçimlerde kendini gösterebilmektedir. Bir yörede turizmin gelişimine bağlı olarak artan ulaşım ve üstyapı unsurları ürettikleri artıklarla hava ve su kirliliğine neden olurken, hareketlenen eğlence sektörü de gürültü kirliliğine yol açabilmektedir.

 

Bir başka kirlilik formu ise görüntü kirliliğidir. Bu tür, hem fiziksel yapılaşmadan hem de turistlerin yöredeki davranış biçimlerinden kaynaklanmaktadır. Turizm gelişimine açılan bir yörede üstyapı yatırımları yerel mimariye sadık kalarak yapılmaz ve hatta mevcut yapı stoku kullanılmaz ise, kentsel dokunun bozulması ve aşırı betonlaşmadan kaynaklanan itici bir durum meydana gelebilir. Bunun yanında, yöreye gelen turistlerde etrafa çöp saçma ve duvar yazısı yazma (grafiti) eğilimleri mevcutsa, oluşan görüntü kirliliği yörenin estetik yapısına zarar verir.

 

Özellikle kitle turizminden kaynaklandığı belirtilen “kalabalıklaşma (congestion)”, karmaşık bir sorun olarak görülmektedir (Holloway, 1994: 255-256). Bu karmaşıklığın sebebi ise, turistik bir alan veya faaliyetin taşıma kapasitesinin ölçümünde, fiziksel sınırların yanı sıra psikolojik sınırların da olmasıdır. “Bir bölge veya faaliyetin, turistler açısından cazibesini kaybettirmeyecek derecedeki kalabalık seviyesi” olarak tanımlanan psikolojik kapasiteyi ölçmek, insandan insana değişen algılama farkı dolayısıyla son derece güçtür. Ancak yine de, bazı turizm otoriteleri bu ölçümün yapılabilmesi için bir takım standartlar oluşturmaya çalışmışlardır. Tablo 2, Dünya Turizm Örgütü’nün bu tarz bir çalışmasından yapılan derlemeyi göstermektedir (Inskeep, 1991).

 

Tablo 2 :Bazı Bölge / Faaliyetler için Ziyaretçi Kapasitesi

Bölge/Faaliyet

Günlük ziyaretçi / hektar

Orman alanı

azami 15

Şehir dışı doğa parkı 

15-70

Piknik (yüksek yoğunluk)

300-600

Piknik (alçak yoğunluk)

60-200

Golf

10-15

Balıkçılık / yelkencilik

5-30

Sürat teknesi gezisi

5-10

Su kayağı

5-15

Kayak

100

Doğa yürüyüşü (hiking)

40 (kilometre başına)

At binme

25-80 (kilometre başına)

 

Turizmin doğal çevre üzerindeki bir diğer olumsuz etkisi ise erozyondur. Erozyon, kelime anlamı olarak “aşınma” demektir. Turistik kaynağın kırılganlığı ve karşılaştığı turist akımı ne kadar fazla ise, göreceği zarar da o derecede olacaktır. Erozyona (aşınma), sadece doğal unsurlarda değil insan yapımı turistik kaynaklarda da rastlanabilir. Örneğin, aşırı ziyaret edilen tarihi bir yapının merdivenleri zamanla düzleşebilir.

 

1.1.2.      Turizmin Sosyo-Kültürel Çevre Üzerindeki Etkileri

 

Farklı değer yargılarına sahip ve kendi çevrelerinin yarattığı sınırlamalardan uzaklaşmış turistlerin, seyahat ettikleri bölgelerdeki yerel halklar üzerinde yarattığı etkiler, sosyal bilimcilerin artan bir şekilde dikkatini çekmektedir. Turist akışlarından kaynaklanan bu sosyokültürel etkilerin boyutu turistin sırf miktarıyla değil türüyle de yakından ilgilidir. Smith’e göre (1992); turistler, yerel normlara uyumları açısından 7 tipe ayrılmaktadır:

 

Tablo 3 : Turistlerin Yerel Normlara Uyumu

Turist Tipi

Turist Miktarı

Yerel Normlara Uyumu

Araştırıcı

Çok sınırlı

Tamamen kabul eder

Seçkin

Az görülür

Tamamen uyum sağlar

Sıra dışı

Sık değil

İyi uyum sağlar

Olağandışı

Ara sıra

Az uyum sağlar

Yeni başlamış kitle

Sürekli akış

Batı konforu arar

Kitle

Kesintisiz akış

Batı konforu bekler

“Charter”

Kitleler halinde

Batı konforu talep eder

 

Tablo 3’te görüldüğü üzere, “araştırıcı”dan “charter” tipi turiste doğru gidildikçe, turist akışının kitleselleştiği ve yerel normlara uyumun azalarak Batı tarzı konfora yönelik talebin arttığı anlaşılmaktadır. Turizm hareketinin, turist alan bölgedeki sosyokültürel yapıya yaptığı etkiler de bu noktada azamiye ulaşmaktadır. Holloway, söz konusu etkileri şu şekilde izah etmektedir (1994: 264):

 

1-     Nispeten daha zengin olan turistlerin, bölgede hırsızlık ve yankesiciliğe eğilimi artırması ve bu türden adi suçları işleyenleri bölgeye çekmesi

2-     Yüksek gelir düzeyindeki turist kitlelerinin bölgedeki mal ve hizmetlere yönelik talebi dolayısıyla fiyatların artması; bölgesel enflasyonun oluşması (Bull, 1994: 145)

3-     Batı tarzı konforu talep eden turistlere arz edilecek alkol mamullerinin özellikle muhafazakâr bölgelerde yaratacağı huzursuzluk

4-     Yine bu kitlelere, uyuşturucu madde temin etme amaçlı oluşacak organize suç şebekeleri; uyuşturucu madde tüketiminin yerel halk arasında yayılabilmesi

5-     Kökenlerinin bulunduğu bölgeyi ziyaret etme amacıyla (etnik turizm) seyahat eden turistlerle yerel halk arasında belirgin ırksal farklılıklar varsa bunun  yaratacağı olası gerginlik (İçöz, 2003: 9; Özdemir, 1991: 96)

6-     Özellikle cinsel davranış açısından esnek yasalara sahip ülkelere yönelik, fuhuş sektörünü tetikleyici turların oluşturulması

7-     Yerel halkın, turistlerin yaşam standardına özenerek lüks ve ithal mallara olan talebini artırması ve onların yaşam tarzını taklit etmek istemesi durumunda oluşabilecek sosyoekonomik olumsuzluk

8-     Turizmde istihdam edilmek üzere tarımdan transfer edilecek çalışanların geleneksel değer yargılarından uzaklaşabilmesi ve aile yapısının bozulması

9-     Yapay Otantiklik Sorunu: Turistin gittiği yerdeki kültürü, zaman ve mekan kısıtlamalarından dolayı bir an önce tüketmek istemesine istinaden yörenin otantikliğinin yüzeysel olarak sunulması… Bu tarz uygulamalar, kültürü ticarileşme ve sıradanlaşma sürecine sokarak sosyal tehdit yaratabilir (Holloway, 1994: 266-267).

 

Bir yöre, turizm gelişimine açılırken, sürdürülebilirlik ilkeleri ışığında planlar yapılmaz ve gerekli kontrol mekanizmaları düzenlenmezse; geçen zamanla birlikte fazlalaşan turizm hareketine paralel olarak yöre halkında toplumsal sinir bozukluğu oluşabilir. Doxey’nin (1975) oluşturduğu “Irridex Modeli”, turistler ve yerel halk arasındaki karmaşık ilişkilerden doğan toplum stresinin aşamalarını, ziyaretçi hacmine göre basite indirgeyerek incelemektedir (Bkz. Tablo 4).

 

Tablo 4 :  Doxey’nin “Irridex Modeli”*

Aşamalar

Özellikler

Semptomlar

Aşama 1

Hoşnutluk (Euphoria)

Hoş karşılama, az resmiyet

Aşama 2

Kayıtsızlık (Apathy)

Alışma, temasın ticarileşmesi

Aşama 3

Rahatsızlık (Irritation)

Endişe, altyapıyı iyileştirme çabaları

Aşama 4

Düşmanlık (Antagonism)

Saldırganlık, turist akışını kesme girişimleri

   * Turizm gelişimine bağlı olarak toplumsal stresin geçirdiği aşamalar.

Bu modele göre; turizm gelişiminin ilk safhalarında, yerel halk, yatırım yapılması ve yeni istihdam sahaları yaratılmasını görmekten dolayı bir hoşnutluk içerisindedir. Nispeten az sayıda turist gelmesi ve gelen bu turistlerin sergilediği “Araştırıcı” tipe yönelik özelliklerin (yerel norm ve değerlerin kabul edilmesi) her zaman devam edeceğinin zannedilmesi, bir hoş karşılamaya ve hatta “dostluklar kurma” isteğine yol açar. Yerel halk, turizmden sağladığı fayda ve sorunlara alışıp bunları kabullendikçe, turistlerle daha ticari bir etkileşime girer. Ancak, kitleselleşen turist akışı, yerel halkın turizmin toplumlarını ve kültürlerini nasıl değiştirdiğini fark etmelerine ve turistleri “faydalı”dan ziyade “rahatsız edici” bulmalarına sebep olur. En son aşamada ise, turizm gelişiminin sürdürülebilir olarak yapılmamasından dolayı kitle turizminin istilasına uğrayan yörenin halkı, kendilerini hizmetli olarak algılayan ve Batı standartlarında ısrar eden “charter” tipi turistlere karşı aleni bir düşmanlık gösterecektir (Holloway, 1994: 265). Her ne kadar basite indirgenmiş olsa da, Doxey’nin geliştirdiği bu model gerçek hayattan somut örneklerle desteklenebilir durumdadır ve “sürdürülebilir turizm” gereğini ortaya koymaktadır.

 

1.2.  Sürdürülebilir Turizm: Kavramlar ve İlkeler

 

Sürdürülebilir turizm kavramının temelinde, “sürdürülebilir kalkınma” olgusu yatmaktadır. Sürdürülebilir kalkınma, Dünya Çevre ve Kalkınma Konseyi’nin (World Commission on Environment and Development) Brundtland Raporu’nda; “gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini tehlikeye atmadan, mevcut kuşakların ihtiyaçlarını karşılamak” olarak tanımlanmıştır (1987: 43).

 

Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde hayati önemi bulunan turizm endüstrisi de, kaynakların korunması ve geliştirilmesinin hedef alındığı sürdürülebilir kalkınma açısından ele alınmıştır. Çeşitli uzmanlar, plansız ve kontrolsüz turizm gelişiminin doğal ve beşeri kaynakları tehdit edebileceği görüşünde birleşerek, “sürdürülebilir turizm”, “eko-turizm”, “yeşil turizm”, “yumuşak turizm” gibi terimler altında yeni bir turizm yaklaşımı öne sürmüşlerdir. Bu uzmanlardan biri olan Butler, sürdürülebilir kalkınmanın turizm bağlamında tanımını şu şekilde önermektedir:

 

"Bir alanda (toplum, çevre), diğer süreç ve faaliyetlerin muvaffak gelişim ve refahını engelleyecek derecede beşeri ve doğal çevreyi değiştirmeyen veya yozlaştırmayan, uygulanabilirliği sınırsız bir ölçek ve türde geliştirilen ve muhafaza edilen turizm… (1991: 203)”

 

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi de, turizm gelişiminin çevreyle uyumlu olması gerektiğine dikkat çekmiş ve bu konuda 10 maddelik bir rehber sunmuştur (Holloway, 1994: 262). Buna göre, sürdürülebilir bir turizm gelişimi için yapılması gerekenler şunlardır:

1-     Yeni projelere özel önem vererek, ürün ve operasyondan kaynaklanan çevresel sorunları teşhis etmek ve asgariye indirmek

2-     Tasarım, planlama, inşaat ve uygulamada çevresel konulara gereken ilgiyi göstermek

3-     Doğayı mümkün olan en üst değere taşıyarak, tehlike veya koruma altındaki alan ve canlı türlerine karşı hassas olmak

4-     Enerji tasarrufu yapmak, artıkları azaltmak ve geri dönüştürmek, su kaynaklarını ve kanalizasyon sistemlerini iyi yönetmek

5-     Hava kirliliğini azaltmak

6-     Gürültü seviyesini azaltmak, kontrol etmek ve denetlemek

7-     Çevreyle dost olmayan ürünlerin kullanımını en aza indirmek

8-     Tarihi ve kültürel objeleri yüceltmek ve onlara saygı göstermek

9-     Yerel halkların çıkarları, tarihleri, gelenekleri, kültürleri ve gelişimlerine gereken önemi vermek

10- Yöreleri turizm gelişimine açarken, çevresel konuları en ön planda tutmak.

 

Çakılcıoğlu, bir makalesinde (2002), turizm gelişiminin sürdürülebilir olarak yürütülebilmesi için takip edilmesi gereken ilkelerden bahsetmiştir:

 

Talebe göre değil, arza göre turistik düzenlemelerin yapılması: Yeterli arz potansiyeli ve altyapısı olmayan etkinliklerin talep dalgalanmalarından etkilenmeleri çok kolaydır. Uluslararası turizm piyasasında moda olan etkinlikler (İpek Yolu Turizmi gibi, sürdürülebilir turizm kapsamına girmiş bir tür olsa bile) yeterli arz araştırması yapılmadan uygulanmak istendiğinden,  yarardan çok zarar getirir. Bölgenin arz ettiği turizm potansiyeli doğrultusunda talep oluşmalı veya oluşturulmalı ve bölge niteliklerine uyan kitlenin bölgeye çekilmesi gereklidir.

 

Önceliklerin yerel halka verilmesi: Turizm, yoğun bir emek sektörü olduğuna göre ve son ürün ancak insan tarafından sağlanabildiğine göre, turizm kararlarında ve uygulama aşamasında yerel halka öncelik verilmelidir.

 

Oniki ay turizm: Tek tip turizm türünün yer aldığı bölgelerde, turizm sezonu birkaç ayda toplanırken, çok çeşitli etkinliklerin olduğu bölgelerde turizm bütün bir yıla yayılabilmektedir. Turizm çeşitliliğine gidilerek, turizmin oniki ay gündemde kalması sağlanmalıdır.

 

Toplumsal katılım: Girişimciler, işletmeler, arazi ve arsa sahipleri büyüyen bir turizm pazarı için uğraşırken, yerel yönetimler, yeterli olmayan yetkileri ve sınırlı bütçeleriyle büyümeye çalışmaktadırlar. Turizme yerel açıdan yaklaşılması çeşitli evrensel etkilerin uyumlaştırılmasına ve bütünleştirilmesine yol açar. Yerel halk ancak kendilerinin sağladıkları potansiyelin kendilerine verilmesi ile ayakta durabilir ve turizmin gelişmesine katkı sağlayabilir. Yerel toplulukların kendi kendilerine yenileyen bir kaynak ve ağırlama öğesi olabilmesi için turizm planlama ve geliştirme sürecine katılmaları gerekmektedir. Katılmama durumunda, yerel halkın direnci artacak ve hoşgörüsü azalacaktır. Yerel halk, yaşadığı bölgenin doğal ve kültürel değerleri sayesinde ekonomik bir gelir elde ettiği zaman, kısa sürede bu değerlerin koruyucusu olacaktır. Kendi kendini geliştiren ve başarısını yaratan bir endüstri haline getirmek için turizm, yerel halkın karar vermesine ve yerel kapasitelere dayalı yenilenebilir ve sürdürülebilir bir kaynak endüstrisi olarak planlanmalı ve yönetilmelidir.

 

Temiz enerji kullanımı: Sürdürülebilir turizmin temel ilkelerinden biri de, temiz enerji kullanımıdır (Güneş, rüzgar, biyomas ve jeotermal enerji ). Türkiye’de mevcut yeni ve temiz enerji kaynakları arasında, yalnız güneş enerjisi ve biyomas ülkenin hemen hemen her yerinde bulunan kaynaklar durumundadır. Jeotermal, küçük akarsu, rüzgar vb. kaynaklar ise nispeten yerel niteliktedir. Türkiye’de, bir yandan alışılagelmiş enerji kaynaklarından tasarruf olanağı yaratacak, diğer yandan odun ve tezek gibi ticari olmayan enerji kaynaklarının endüstriyel ve tarımsal kullanım alanına kaydırılmasını sağlayacak alternatif enerji kaynaklarının en yararlı şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

 

Eylem durumunda dinlenme: Sürdürülebilir turizm özünde devingenlik ve etkinlik vardır. Eylem durumunda dinlenme (aktif tatiller) önerilmektedir. Doğa içine yayılmış az yoğun yapılardan oluşan mekanların (açık mekan ağırlıklı) oluşturulması gerekmektedir.

 

Gerçek yaşamın sahnelenmesi: Kitlesel turizm, turistler için ev sahibi ülkede, gerçek ülke yaşamından çok yapay turistik çekicilikler sunmaktadır. Oysaki sürdürülebilir turizmde "Arka Bölge"de yer alan etkinliklerin, yani "Gerçek Yaşamın"  sahnelenmesi önemlidir.

 

Mevcut yapı stokunun kullanımı: Sürdürülebilir turizm olayında, yerel malzemenin kullanıldığı, yöresel mimariyi yansıtan mimari ve mevcut yapı stokunun kullanılmasına öncelik verilmelidir. 

 

Toplumsal ve kültürel kimliğin korunması: Turistler gittikleri yerin kültürünü dışlamamalı, aynı zamanda yerel halk da kendi kültürünü tanıtmada zorlayıcı olmamalıdır. Yerel halk, turistlerin yaşadıkları ortamın benzerini yaratmaya da kendilerini zorunlu hissetmemelidir.

 

Turizm yatırımlarının esnek, gelişmeye açık ve uzun vadeli olması: Turizm sektöründeki dalgalanmalarda atıl durumda kalmamak ve doğadaki dengenin bozulmaması amacıyla turistik potansiyel %100 kullanılmamalı, zaman içerisinde birbirini izleyen ve birbirini tamamlayan işlevler yaşama geçirilmelidir. Her işlevin eklenmesini izleyen süreç içerisinde özellikle kaynaklar açısından doyum noktasının, göreceli de olsa ölçülmesi gerekmektedir. Bunun sonucunda yeni işlevlerin nitelikleri daha net bir biçimde ortaya konabilecek ve uygulanıp uygulanmama konusunda karar verilebilecektir.             

 

Sürdürülebilir turizm kavramı dahilinde yerel halkın turizmin gelişmesine katkı sağlaması ve yaşadığı bölgenin doğal ve kültürel değerlerinin koruyucusu olmasına yönelik çalışmalara katkı sağlanması için anket çalışmaları ile yerel halkın düşünceleri öğrenilmelidir.

 

2.        TARAKLI, GÖYNÜK VE MUDURNU YÖRELERİNDEKİ YEREL HALKIN TURİZME BAKIŞ AÇISINI İNCELEMEYE YÖNELİK BİR ANKET ÇALIŞMASI

 

Araştırmacılar, 8-9 Mayıs 2005 tarihlerinde Taraklı, Göynük ve Mudurnu yörelerine bir saha gezisi düzenlemişlerdir. Bu gezideki amaç; gözlem, yüz yüze görüşme ve anket gibi veri toplama yöntemleriyle bu yörelerin yerel halkının turizme bakış açısının incelenmesi için gerekli bilgi altyapısını oluşturmaktır. Çalışmanın bundan sonraki kısımlarında, veri toplama ve incelemede kullanılan yöntemlere ve bu çalışmada elde edilen verilerden ulaşılan sonuçlara yer verilecektir.

 

2.1. Metodoloji

 

Çalışmanın analiz birimini Taraklı, Göynük ve Mudurnu yörelerindeki yerel halk oluşturmaktadır. Bu bağlamda ankete konu olacak popülasyon, 2000 nüfus sayımına göre yaklaşık olarak; Taraklı’da 4000, Göynük’te 5000 ve Mudurnu’da 6000 olarak belirlenmiştir. Deneklerin temsil yeteneğinin yüksek olmasını sağlamak adına, tabakalı örnekleme yöntemine başvurulmuş, cinsiyet ve ikamet özellikleri sabitlenerek rassal seçime gidilmiştir. Sözgelimi, ikamete göre her yörenin popülasyonundan %1’lik dilim alınmış (Taraklı’dan 40, Göynük’ten 50 ve Mudurnu’dan 60 olmak üzere toplam 150 denek) ve örneklem sayısı her yörede cinsiyete göre eşit tutulmuştur (toplam 75 bayan ve 75 erkek)

 

 

Tablo 5: Katılımcıların İkamet ve Cinsiyet Özelliklerine Göre Dağılımı

 

Anket, alt sorular da dahil olmak üzere 43 kapalı uçlu sorudan oluşmaktadır. Bu sorular, deneklerin demografik özelliklerini, turizmin etkileri hakkındaki bilgi düzeylerini, turistlere ve turizm gelişimine katılımlarına yönelik yaklaşımlarını tespit etmeyi amaçlamaktadır. 

2.2. Çalışmanın Kapsamı

 

Çalışma ile ilgili belirtilmesi gereken son bir nokta, maddi kaynak ve zaman yetersizliğinden dolayı, araştırmanın kapsamının Türkiye’deki İpek Yolu rotasında bulunan pilot bir bölgeyle sınırlandırılmış olmasının gösterdiği zayıflıktır. Bu yüzden, atılım hamlesinin bir unsuru olan turizm çeşitlendirmesi yapılırken, Türkiye’nin turizm ürününe kazandırılması düşünülen yöreler için de ileride bu tarz çalışmaların yapılması önerilmektedir.

 

2.3. Anket Bulgularının Değerlendirilmesi

 

Anket bulgularının okuyuculara düzenli bir şekilde aktarılabilmesi için, sorulara verilen cevaplar beş ana başlık altında toplanmış ve ilgili tablolarda özetlenmiştir.

 

2.3.1. Katılımcıların Demografik Özellikleri

Tablo 6: Katılımcıların Demografik Özellikleri

 

Yaş

Sayı

%

18-25

39

26,0

26-40

53

35,3

41-65

48

32,0

65 ve üstü

10

6,7

Toplam

150

100,0

 

Meslek

Sayı

%

Esnaf

21

14,5

Emekli

6

4,1

İşçi

3

2,1

Memur

9

6,2

İşsiz

9

6,2

Serbest Meslek

36

24,8

Ev hanımı

30

20,7

Mimar-Mühendis

2

1,4

Öğrenci

2

1,4

Öğretmen

10

6,9

Ziraat

4

2,8

Diğer

13

9,0

Toplam

145

100,0

 

Aylık Gelir

Sayı

%

0-200 YTL

45

30,8

200-500 YTL

45

30,8

500-1500 YTL

49

33,6

1500 YTL ve üstü

7

4,8

Toplam

146

100,0

 

Eğitim

Sayı

%

İlköğretim

49

33,1

Lise

72

48,6

Üniversite

27

18,2

Toplam

148

100,0

 

Medeni Hal

Sayı

%

Evli

104

69,3

Bekar

43

28,7

Diğer

3

2,0

Toplam

150

100,0

 

 

Ankete katılanların demografik özellikleri, “yaş”, “gelir”, “eğitim”, “meslek” ve “medeni hal” açılarından ilgili frekans dağılımları ve bu dağılımların yüzdesel değerleri ile Tablo 6’da gösterilmektedir. Tabloya göre öne çıkan bazı bulgular şu şekilde ifade edilebilir:

 

2.3.2. Yerel Halkın Turizmin Etkilerine Yönelik Bilgi Seviyesi

 

Tablo 7: Yerel Halkın Turizmin Etkilerine Yönelik Bilgi Seviyesi

Turizmin Etkileri

Ortalama

Turizm; yeni iş sahaları ve istihdam sağlar

1,5

Turizm; refah seviyesini artırır

1,7

Turizm; tarihi mirasın korunmasına vesile olur

1,5

Turizm; kültürel mirasın korunmasına vesile olur

1,6

Turizm; yöresel tanınmayı artırır

1,4

Turizm; farklı kültürlerden insanlarla kaynaşma sağlar

1,6

Turizm; manevi değerlere verilen önemi azaltır

3,6

Turizm; pahalılık yaratır

3,0

Turizm; alkol ve uyuşturucu kullanımını artırır

3,5

Turizm; beraberinde fuhuş sektörünü getirir

3,6

Turizm; doğal çevrenin bozulmasına sebep olur

3,7

Turizm; kentsel dokunun bozulmasına sebep olur

3,7

 

Anketin “8” numaralı sorusu, 12 alt başlığa ayrılmıştır. Bu başlıklarda, turizmin sosyal, kültürel, doğal ve ekonomik çevreler üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini içeren ifadeler yer almaktadır. Deneklerden, bu ifadelere katılıp katılmadıklarını, beşli bir ölçek çerçevesinde belirtmeleri istenmiştir. Ölçekte yer alan değerler aşağıdaki gibidir:

 

1: Kesinlikle Katılıyorum,  2: Katılıyorum,  3: Kararsızım/Fikrim Yok,

4: Katılmıyorum,  5: Kesinlikle Katılmıyorum

 

Katılımcılardan alınan cevaplara karşılık gelen ilgili ölçek değerlerinin, her bir ifade için ağırlık ortalaması alınmıştır (Tablo 7). Bu ortalama değerler, yerel halkın turizmin çeşitli etkileri hakkındaki bilgi/farkındalık seviyelerini göstermektedir. Buna göre, tabloda belirtilen turizm kaynaklı etkilerin karşısına gelen ortalama değerler, 3’ün üstünde ise, bir etkiye yönelik yanlış bir kanının var olduğu; 3’ün altında ise etkinin yerel halk tarafından doğru algılandığı farz edilmektedir. Bu bağlamda, ortalama değer 3 ila 5 arasında ise, etki hakkında bir bilgisizlik söz konusudur denebilir.

 

Sonuç olarak; tabloya bakıldığında, yerel halkın ilk 6 etki hakkında doğru bilgiye veya kanıya sahip olduğu, son 6 etkinin ise pek farkında olmadığı ve buna bağlı olarak yanlış görüş bildirdiği anlaşılmaktadır. Buradaki belirgin durum, ilk altı ifadenin turizmin olumlu etkilerini, son altı ifadenin ise olumsuz etkilerini temsil etmesidir.

 

2.3.3. Yerel Halkın Turistlere Yönelik Yaklaşımı

 

Katılımcılara yöneltilen “Yörenize turistlerin gelmesini tercih eder misiniz?” sorusuna %99 oranında “Evet” cevabı, “Turistlerle aynı ortamda bulunmaktan rahatsızlık hisseder misiniz?” sorusuna ise %93 oranında “Hayır” cevabı alınmıştır. Bu bulgular, yerel halkın genel olarak turist akışından memnuniyet duyduğuna/duyacağına ve turist akışının miktarına bağlı toplumsal stres seviyesinin henüz düşük olduğuna dikkat çekmektedir.

 

Yerel halkın turist akışına yönelik bu olumlu yaklaşımı, turist türleri açısından belirttikleri tercihler kapsamında daha derinlemesine incelenerek anlaşılmaya çalışılmıştır. Tablo 8, “yaş grubu”, “seyahat amacı” ve “uyruğu/ülkesi” kategorileri açısından sınıflandırılmış turist türlerinin, halk tarafından ne derece tercih edildiğini yüzdesel değerlerle ifade etmektedir. Bu tabloda öne çıkan başlıca bulgular şu şekilde yorumlanmıştır:

 

·        “Fark etmez” cevabının frekans dağılımının nispeten yüksek oluşu, yerel halkın yaş gruplarını diğer kategorilere nazaran önemli bulmadığını göstermektedir. Buna karşılık, yerel halk, yörelerine gelen turistlerin seyahat amacına yönelik bir hassasiyet içerisindedir. Özellikle, kumar ve eğlence amaçlı seyahatlere karşı belirginleşen direncin sebebi, yörede gözlemlenen muhafazakar yapının bozulması endişesi olabilir.

 

Tablo 8 :Yerel Halkın Turist Türlerine Yönelik Tercihleri

Turist Türleri

Gelsin

Gelmesin

Fark etmez

Yaş Grubuna göre;

Genç (15-30 yaş)

%49

%3

%48

Orta yaş (30-55 yaş)

%57

%1

%42

55 yaş ve üstü

%44

%5

%51

Seyahat Amacına göre;

Eğlence amaçlı

%52

%21

%27

Dinlenme amaçlı

%84

%1

%15

Kültür amaçlı

%87

%1

%12

Dini amaçlı

%75

%5

%20

İş / Ticaret amaçlı

%68

%8

%24

Spor amaçlı

%76

%5

%19

Etnik amaçlı

%71

%7

%22

Kumar amaçlı

%3

%91

%6

Uyruğu/Ülkesine göre;

Batılı

%59

%6

%35

Uzak Doğulu

%60

%7

%33

Orta Doğulu

%56

%9

%35

Orta Asyalı

%64